NIETZSCHE 10

“Ben yok.”

“Ben bir kuruntudur.”

Yıllar önce Nietzsche’nin bu düşüncesiyle karşılaştığımda sarsılmıştım:  seksenli yaşlardayım. O zaman ya lise öğrencisiydim, ya da üniversitenin ilk yıllarında…

Şaşkındım. Çünkü en dolaysız, en sağlam bildiğim ve yaşadığım şeydi “Ben”.

İşte kolum, bacağım; sandalyede oturuyorum. Gözlerim var, onlarla görmekteyim. Adım Erol… “Erol” dediklerinde dönüp bakıyorum.

Ama sonradan fark ettim: “Ben” sözcüğü benim davranışlarımı yöneten bir varlık için de kullanılıyor: “Ben” karar verdiğim için bu “ben” yazıyı yazmakta. “Ben” üşüdüğüm için “ben” karar verdim, biraz önce kalktım, hırkamı giydim.

Evet; bu iki cümledeki ikinci benler algıladığım dünyada bir şeyi göstermiyor.

Karar veren ve uygulatanı algılamıyorum.

Bu anlattıklarım Nietzsche’nin anlam dünyasıyla (dil alanı), algı dünyasını ayırmadaki titizliğinin örneği…

20. yy. dil olaylarıyla algılarımızı karıştırmamıza savaş açmıştı:

Kıtada Yapısalcılar ve Postyapısalcılar,

İngiltere’de Mantık Analitikçileri,

Amerika’da Pragmatistler.

 

Nietzsche de bu titizliği yaşayan biriydi. Bu titizliğin savaşçısıydı.

Ama bunlardan hiç birinin içinde yer almıyordu.

 

Yapısalcı ve post yapısalcı değildi: Anlamın gerçeklerden bağımsız bir gerçekliği olduğuna inanamazdı ve anlam yalnızca dil araştırmalarıyla ortaya çıkartılamazdı.

Mantık Analitikçilerin’den de sayamayız: Yalnızca bilimsel bilgilerle yaşamı sürdürmek olanaksızdı ona göre de.

Pragmatist de değildi: Dil ürünlerini kişiye sağladıklarıyla değerlendirmeyi de kabul edemezdi.

 

Nietzsche dil ürünlerinin (anlamın) yaşama hizmet vermesi gerektiğini savundu bütün kitaplarında.

Ama gene Nietzsche yaşamla ilgili söylediklerinin “kendi masalı olduğu”nu söyledi arada bir. Davası adına hayatını koyduğu, kendinin de olsa masaldı.

 

Çelişki!

Ama kullandığı dildeki çelişkilerden korkmazdı ki Nietszche…

Çelişkiler mutlu yaşamasına hizmet ediyorsa; Nietzsche’nin dans eder gibi yürüyüp şarkı söyler gibi konuşmasını sağlıyorsa tutarlılıklardan ve doğrulardan daha değerliydi çelişkileri…

 

Bu açıdan bakılınca Nietzsche Postmodernist düşünürlerin 21. y.y.daki tavrının öncülerinden: Hem inançların (yol gösterici dil ürünlerinin) temelsizliğini görüyor ve hem de iman sahibinin tavrını sergiliyor.