NIETZSCHE 8

Konu: Mutlu bir yaşam hayal ve isteklerimizin yol gösteren dilini öğrenmekle gerçekleşir.

Nietzsche’nin düşüncelerini yaşarken kullanmak istersek, ne yapacağımızı sordu bir arkadaşımız. Şunları konuştuk:

1.    Nietzsche’ye göre; beyin bir yaşam aracıdır. Kuşun kanadı, kedinin pençesi de öyle… Pençe gibi, kanat gibi beyin de bir araçtır yalnızca… Kanat uçmak içindir, pençe parçalamak için… Beyin de düşünmek içindir. Kedinin pençesini kullanmayı aşıp; pençeleme olayına dayanarak evreni anlamaya çalışması ne kadar yanlışsa; insanın da düşünme aracılığıyla evreni anlamaya çalışması o ölçüde yanlıştır… Çekiçle dikiş dikmeye benzer…

2.    Pençenin, kanadın, beynin gerisinde onu kullanan canlı (hayat = vita) vardır. Bizi yönlendiren, bizi kullanan yaşam…

Yaşam bize uygun olup olmayanı, isteklerle ve duygularla anlatır: Bir elbisenin bana uyup uymadığını anlamak için doktora gitmem, ya da düşünmem gerekmez. Bana verdiği sıkıntıdan doğrudan bilirim bana uygun olmadığını… Yaşamakta olduğum şeylerin de değerini duygularım belirler. Duygularımız, isteklerimizde ve hayallerimizde yaşam konuşur ve yol gösterir…

3.    Bu nedenle hiç bir istek (ne kadar adi, ne kadar basit görünürse görünsün) ve hiçbir hayal aşağılanarak, ya da önemsenmeyerek bir yana atılmamalı… İsteklerimizden, hayallerimizden vaz geçmek yaşamdan vaz geçmek demektir.

Bu düşünceleriyle Nietzsche, isteklerimizi kontrol ederek, bastırarak değerlere göre yaşamamızı isteyen, hayalleri gerçek değil diye küçümseyen Batılı erdem anlayışından çok farklı bir şey söylemekte.

4.    Yalnız istekler birbiriyle çelişir. Tüm isteklerine eşit değer vererek, doyurmayı amaçlayan mutlu olamaz. Bilge olamaz… Aslında olanaksızdır bu.

Çünkü dediğimiz gibi istekler birbirleriyle çelişir. Tüm isteklerini eşit sayan insan, isteklerin bir savaş alanına dönüşür… Acılı bir savaş alanıdır artık…

5.    Yapılacak şey, Nietzsche’ye göre, istekleri bir baş isteğin kontrolü altına koymaktır… Her istek baş isteğin emrine girmeli, ona hizmet vermeli… Baş isteğin kontrolü altına giren istekler; azgın ve dalaşan köpekler olmaktan çıkar; güvercinlere dönüşür; mutluluk ve huzur getiren…

6.    Bu istek öbekleri kendilerini hayallerle dile getirirler. Jung, bunlara “arketip” demişti.

7.    Bir arkadaşımız bir olayını anlattı örnek olsun diye: Eşiyle konuşuyor. Balkondalar. Oğlu aşağıda bisikletine biniyor. O sırada bir arı… Şu düşünce ve hayaller şimşek hızıyla geçiyor kafasından: Arı sokuyor arkadaşımızı. Arkadaşımız zehirleniyor ve balkondan aşağı düşüyor. Oğlu yere düşmüş ve parçalanmış annesini görünce şok yaşıyor… Bunlar, konuşmalar sürerken bir an içinde hayalde yaşanıp geçiyor…

8.    Anlatan tüm yaşamını, çocuğuna göre kuran biri. Kendisi yok. Kendi yaşamıyor. İntihar etmiş, ölmüş gibi…

9.    Arı hayali de çok ilginç;

Nedir arı? Tüm yaşamı kovandaki yavrular için bal üreten bir yaratık…

Bu hanım da öyle… Yaşamında kendine ayırdığı zaman yok. Her şey oğlu için…

Nietzscheci bir psikoterapist olan Jung’un, arının burada bir arketip olduğunu ve kendisini çocuğu için harcayan anneyi sembolize ettiğini söyleyeceğinden eminim.

Gördüğü hayal ve ona eşlik eden sarsıcı duygular, anneye bu ölçüde fedakarlığın çocuğuna zarar verdiğini söylüyordu… Kendisinin yaşamdan vaz geçmesi de cabası…

Bunları konuşurken bir başka hanımı hatırladım: Yaşamını kızına göre kurmuş bir hanım… O da yok annelerden biri. Her şey kızı için. Örnek olarak kızının güzel piyano çalmasını çok istiyor; kızının iyi yetişmesi çok önemli de ondan.

Ve kızı, piyano çalarken yanlış yaptığında, kendisini tutamıyor, kızının başını piyanoya vuruyor… Bir çok kez yapmış bunu. Kızının iyi yetişmesi için…

10. Demiştik: İsteklerimizin bir kısmını diğerine yedirmeyecektik. Her istek baş isteğin hizmetine girecekti: Bu iki örnekteki yanlış annelik duygusunun annenin kendi isteklerine hayat hakkı tanımamasıydı.

Anneler kendi isteklerini de doyurmaktan gelen mutlu annelik yapmayı, bu dengeyi kurmayı başarmalıydılar. Çocuklarına dengeli bir anne kazandırmalıydılar.

11. Özetlersek:

Düşünceler beynin ürettiği etkileme araçlarıdır. Tıpkı uçma işine yarayan kuşun kanadı gibi…

Ama hayaller duygularla gelir ve hayallerde tüm varlığımızla yaşarız. Aynı zamanda hayaller aracılığıyla tüm canlı dünyasını yöneten yaşamla bağ kurmuş oluruz.

Yaşamdan gelen mesajları alabilmek için yaşamın dilini öğrenmemiz gerekir: Hayallerin (arketiplerin) anlamlarını açmayı ve onları kullanmayı…