OTOMATİK PORTAKAL (YORUM)

 I

Sokak Çeteleri ve Barışsever vatandaşlar

(Bilim gençlerdeki şiddeti açıklayamıyor)

1.    Bakan Alex’in tedavisinden (?) sonra başarısını basına ve ilgililere sunarken yaptığı konuşmada şunları söylemişti:

“Partimiz caddeleri sıradan barışsever vatandaşlar için emniyetli kılmayı, kanun ve nizamı sağlamayı vaad etmişti. Sözümüz şimdi gerçek olmak üzere.”    33

Bakana göre halk (sıradan insanlar) barışseverdir. Kanunların çerçevesinde itilip kakılmadan, şiddetin konusu olmadan yaşamayı istemektedir.

2.    Barışsever, kendisini koruyamayan ve kendisini devletin korumasını bekleyen bu insanların rahatını kaçıran, onlar üzetrinde terör estiren kimler?

Suç işleyenler ve gençlik çeteleri…

3.      Otomatik Portakal gençlerden oluşmuş çeteleri konu alıyor.

Neden bu çeteleri ele aldığını daha sonra belirtmek istiyorum.

İlkin, bilimin gençlerdeki şiddet olayını nasıl gördüğünü belirtmek istiyorum: Mr. Deltoid (Alex’in ıslah amaçlı danışmanlığını yapan görevli) Alex’le konuşurken şunları söylüyor:

“İçinize ne girdi sizin?

Problemi araştırdık, neredeyse tam bir asırdır bunun üzerinde çalışıyoruz. Fakat çalışmalarımızda bir adım bile ileri gidemedik.

Burada iyi bir evin var; iyi sevecen bir ailen, kötü sayılamayacak bir beynin… İçinde bir iblis mi dolaşıyor.”    8

4.    Bilim gençlerdeki şiddet eğilimini dış şartlarda aramış yüzyıl boyunca: Ekonomik şartlara bakmış, sevgi eksikliği olup olmadığını araştırmış… Beynin sınır koyup koymadığını düşünmüş…

Ama bu araştırmaların hiç biri açıklayamıyor yaşadıkları şiddet olaylarını. Danışman gençlerdeki şidetin kaynağının onların içinde olduğunu düşünmeye başlıyor. Şiddet gençlerin içinde… İçinde ama bedeninde bir yerde de değil…

Öyleyse gençlerin içinde şeytan olmalı.

Şeytana inanamayacağımıza göre, şiddet içlerinde: doğada…

 

 

II

Şiddet yalnız gençlik çetelerinde yaşanmıyor: Her yerde

POLİSLER

1.    Alex (tedaviden sonra) iki polis tarafından dövülür. Polislerden biri çete arkadaşıdır. Diğeri de düşman çeteden biri. Düşman çeteden iki kişi, şimdi polislik mesleğinde birleşmişler…

Dövmeleri sırasında iş arayan gençler için polisliğin ne kadar iyi bir meslek olduğunu anlatırlar Alex’e:

(Alex, sokakta yatıp kalkan yoksul ve yaşlılar tarafından dövülürken, gelen polislerin düşman çetenin lideri ve eski çete arkadaşı olduğunu görünced şaşırır:)

“- Bu imkansız. Buna inanamıyorum!

– (Düşman çetenin lideri) İspatı ortada; şapkamın içi boş. Sihir yok küçük Alex. Çalışma yaşındaki iki kişi için iş: Polislik.”   41

Demek; sokak çetelerini oluşturanlar için, çalışma yaşı gelince polislik iyi bir meslek… Polis olarak şiddeti sürdürebiliyorlar…

2.    Alex çete lideriyken, karısı onun tarafından öldürülen yazar, polisler tarafından feci şekilde dövülmüş olan Alex’le karşılaşınca şunları söylüyor:

“Tanrının inayeti seni buraya getirdi. Hapishanede işkence edil, sonra polis tarafından işkence edilmek için dışarı salın.

Zavallı çocuk, bütün kalbim seninle. Gerginlik içinde buraya gelen ilk sen değilsin. Polis, kurbanlarını kasabanın dışına getirmeye bayılır.”  43

3.    Tedavi edilmesine karar verilen (?) Alex’e, hapisaneden ayrılırken hapishane müdürünün söyledikleri ilginçtir. Suçluları suç işlemeyecek şekilde eğitmek haksızlıktır ona göre. Onların cezalandırılmaları gerekir. Suçluların iyi insan yapılması (?) cezalandırma olanağını ellerinden aldığı için rahatsızdır müdür…

“Bu sabahki kimdi, bildiğini sanmıyorum. İçişleri bakanından başkası değildi. Yeni içişleri bakanı… Eski köye yeni adet: Sonunda komik fikirler gündeme geldi… Emir emirdir. Açıkça söyleyebilirim; bunları tasvip etmiyorum. Ben göze göz, dişe diş taraflısıyım. Biri sana vurursa sen de ona vururdun; değil mi? Peki, neden devlet kendisine şiddetle karşı gelenlere karşılık vermesin? Hem; yeni görüş hayır demeyi gerektiriyor. Yeni görüş, kötüyü iyiye dönüştürmek. Bütün bunlar bana açıkça adaletsiz geliyor.”    27

Hapisane müdürü için ceza vermenin toplumsal düzeni sağlamakla bir ilgisi yok. Amaç düzen sağlamak değil; savaş… Onun adalet duygusu (dişe diş, kana kan isteyen duygusu) adına işlemekte… Ve de kötülerin iyi insan haline dönüştürülmesine karşı; cezalandırma fırsatını elinden aldığından…

4.     Alex’in Sağlık Çifliği’ndeki kadını öldürmesinden sonra, karakola getirildiğinde, kanuni haklarını bilen bir kişi olarak Alex şöyle konuşur:

“Orda oturup boşuna ümitlenmeyin abilerim; avukatım buraya gelene kadar ağzımdan tık çıkmaz. Kanunları biliyorum bok herifler.”

Ama polislerin karşılığı açıktır: Kanunları bilmek bir işe yaramaz:

“Tamam, tamam… Biz de kanunları biliyoruz küçük dostum, ama kanunları bilmek her şey değildir.”  14

Ardından, Alex’in burnundaki yaraya parmağını bastırarak işkence yapmaya başlar ve yere yığılmasına neden olacak ölçüde şiddetle vurur.

Bir süre sonra Alex’in psikolojik danışmanı karakola geldiğinde Alex’in perişan halini görür ve polislerle arasında şöyle bir konuşma geçer:

“-   Aman, aman bu çocuk bayağı hırpalanmış değil mi… Şu haline bakın.

–       (polis) Bu iti seviyor.

–       (diğer bir polis) Şiddet şiddeti doğurur. Kanuni tutuklamaya karşı koydu.”

–       (Danışmanın da Alex’e kızdığını düşünen polis danışmana) Böğrüne bir yumruk indrimek isterseniz efendim, bize aldırmayın; biz onu tutarız. Sizin için büyük bir hayal kırıklığı olmalı.”   16

Burada polisi güden kızgınlık…

Polislik, şiddet dolu gençlerin meslek edinmesi gererektiğinde, şiddeti görev adı altında uygulamalarına izin veren bir meslek.

Ayrıca polislerin etiği de kanunları uygulama temelinde değil;

Şiddet uygulayanlara şiddet uygulama yönünde

 

SİYASİLER

1.    (Halka yönelik şiddeti durdurmak için görevlendirilmiş polisler böyle… Çeteler kadar onlar da şiddet kullanıyorlar ve şiddet kullanmaktan yanalar (şiddet kullanmayı gerektiren adalet anlayışlarıyla, kızgınlıklarıyla, öc alma duygularıyla).

Siyaset adamlarına gelince (halkın huzur istediğini bilen ve bu huzuru gerçekleştireceğini söyleyerek iktidara gelen siyaset adamlarına gelince) onlar da şiddetten yanalar, şiddet kullanan kimseler.

Örnek, olarak içişleri bakanı…

Barışsever halkın istediği barışı sokaklara getirmeyi vad etmişti.

Hapishanelerin suçluları ıslah etmediğinin farkındadır:

(Alex için söyler bunları) “Hapishane ona yapmacık gülüşü, ikiyüzlü el ovuşturmayı, yaltaklıkla yağlanmış dalkavukça yan bakmayı öğretti. (Bunları görevlilerin uyguladığı şiddet nedeniyle öğrendiklerini filmde gördük) Daha önceki davranışları pekiştirirken, başka kötü alışkanlıklar da kazandırdı. Partimiz, caddeleri sıradan barışsever vatandaşlar için güvenli kılmayı, kanun ve nizamı sağlamayı vaad etmişti.”   33

Bu nedenle partisi, psikolojik yollarla suçlulardaki suç refleksini yok edecektir. Böylece suçlu kalmayacak…  Ama bu durumda bile (şiddet işlemekten suçlu kimse kalmasa da) hapishaneler gene gereklidir, bakana göre; muhalifleri hapse atabilmek için…

” Suç reflekisini öldür; hepsi bu…   …………. Yakında sadece politik suçlular için hapishanelere ihtiyaç duyabiliriz.”   25

Siyasetçi de şiddet kullanmaktan yana; polisler kadar, hapishane görevlileri kadar ve sokak suçluluarı kadar; yalnız kendisine karşı çıkacaklara kullanacak; fark bundan ibaret… Şu da unutulmamalı: Şiddet kullananlar tedavi youyla koyunlaştırılmıştı…

2.     Yukarıdakiler iktidar partisinden adalet bakanının görüşü…

Muhalefet paryisinden kimselerse, Alex’i öldürerek iktidara geçmeyi planlıyorlar…

Kısacası, sokaklardaki şiddete son vermeyi amaçlayan siyasiler de (iktidardaki ve muhalefetteki partileriyle) şiddet uygulayan ve şiddetten yana kimseler…

3.     Muhaliflerin Alex’i öldürerek iktidar partisini güç duruma düşürme olayı ortaya çıkınca, iktidar partisi yeniden güçlü duruma gelir ve Alex’i kullanarak durumunu daha da güçlendirmeyi amaçlar.

Aşağıdaki konuşma, gene içişleri bakanının… Alex’e:

“Sana içtenlikle söyleyebilirim ki ben ve üyesi bulunduğum hükümet son derece üzgün. Sana yardım etmeye çalıştık. Sonradan yanlış olduğu anlaşılan, bize yapılmış öneriler doğrultusunda hareket ettik. Soruşturma sorumluları ortaya çıkaracaktır. Bize arkadaş gözüyle bakmanı istiyoruz. Seni biz yatırdık, en iyi tedaviyi görüyorsun. Sana hiçbir zaman zarar vermek istemedik. Fakat bazıları var ki bunu istedi ve yaptı da. Sen kim olduklarını biliyorsun sanırım. Bazı kişiler seni politik amaçları için kullanmak istediler. Bunlar senin ölmene daha çok sevineceklerdi. O zaman sorumlu olarak hükümeti gösterebilsinler. Bir de özellikle başka bir adam var, bir yazar, yıkım edebiyatı yapan, senin kanını istiyordu. Senin canını almak için deliriyordu. Ama artık güvendesin. Onu kapadık. Senin yanlış yaptığını keşfetmiş. Kafasında, onun sevdiği birinin ölümünden sorumlu olduğuna dair bir senaryo kurmuş. O bir tehditti. Senin ve onun güvenliği için onu kapattık. Sana zarar veremeyeceği bir yere koyduk. ”  54-55

Alex’i korumak için çırpındıklarından, ona istediği bir iş ve gene kendisinin belirleyeceği bir maaş vermeye karar vermişler:

“Biz seninle ilgileniyoruz ve sen burayı terk ettiğinde artık endişe duyman gerekmeyecek. Biz herşeyin icabına bakacağız. İyi bir iş ve iyi bir aylık.……. İlginç bir işin olmalı ve uygun bulduğun kadar bir maaş. Sadece iş için değil, bütün bu çektiği acıların telafisi olarak da. Ama her şeyden önce bize yardımcı olduğun için.  …….. Biz her zaman dostlarımıza yardım ederiz; değil mi? ……. Basın yapmaya çalıştığımız her şeye karşı oldukça olumsuz bir tavır aldı. Fakat halkın düşüncesi değişme yolunda ve sen Alex; sana Alex diyebilir miyim?   …….. Benim adım Fredrick. Dediğim gibi Alex, halkın yargısını değiştirmede etkili olabilirsin. Anladın, değil mi, Alex? Yeterince açık oldu mu?”   55

4.     Şiddet insanın içindeydi: doğasındaydı: öğrencilerdeki nedensiz saldırganlıklarda görüyorduk bunu.

“Barış sever” halk ise kendisinin korunmasını istiyordu.

Polisin ve siyesetçilerin amacı, kanunları egemen kılmak ve halkı şiddetten korumaktı.

Ama onlar da şiddet kullanmaktan yanaydılar.

Bir çıkar grubu oluşturmuşlardı ve ortak çıkarlara destek verenlere akıl almaz destekler verirken, karşı görüşte olanlara şiddet kullanmaya hazır bir gruptu. Amaçlarına destek olacaksa masum kişileri bile öldürmeye hazırdılar.

Ve de şiddet kullanan gençlerin bir kısmı büyüdüklerinde ve çalışacak çağa geldikerlinde, polislik gibi siyaset de uygun bir uğraştı…

 

YAZAR

(Aydın Kesimi)

 

Yazar (aydın grubu) ise koyun sürüsü içinde yer alıyor… Kendi başlarına güçsüzler… Kıyıcılığa son vermek için siyaset adamlarının gücünü kullanıyorlar ve onların insan hayatına saygısız planlarına (Alex’i öldürme planına) destek veriyorlar.

Yazar kesiminin böylesine çelişkili tutumunda, koyun sürüsünden olmalarının ve şiddete konu olmalarının payı olmalı…

Alex’in çete arkadaşı ve karşı çetenin lideri polis olmuşlardı. Böylece bazı insanları, polis olarak kentin dışına çıkartıp dövebiliyorlardı: Kanun gücüyle şiddet kullanıyorlardı…

Alex’se siyaset hayatında yer aldı. O da (tedavisinin -?- etkileri geçtiğine göre) muhaliflerine karşı şiddet uygulayabilir artık. O da ezenlerden…

Çetenin diğer elemanlarına gelince (görev adına şiddet kullanamayanlara:)

onlar yakalanırlarsa, görevliler tarafından aşağılanacaklar… Hukuki şiddetin konusu olacaklar: Hapse atılacaklar, Onurları kırılacak, aşağılanacaklar… Ve böylece şiddet kullanma konusunda daha da bilenecekler ve eğitilmiş olacaklar… Çıkınca daha hırslı zalimler…

Yakalanmamışlarıysa, şimdi onlar da keyiflerince suç işlemekteler. Ve de varlıklarıyla devlet adamlarına ve görevlilere, hukuki şiddet uygulama hakkı kazandıracaklar… Polis onlar sayesinde var… Polisler onlar sayesinde koyunları kullanacaklar…

Görüldüğü gibi; çete savaşlarının yerini devletle suçlular arsındaki savaş almış…

Özde değişen bir şey yok. Büyüklerin cephesinde ad değişmiş yalnızca…

Kısaca bir kez daha diyelim:

Yazarlar şiddete karşı.

Bir değer adına karşı.

Ama aynı zamanda ezilmişliğin verdiği karmaşık duygularla da karşı.

Şiddete açtığı savaşta güçsüz.

Siyasilerin gücünü kullanarak etkin olmaya çalışıyor ve böylece insanları kurtarmak adına insanları öldüren planlar içinde yer alıyorlar.

 

BİLİM ADAMLARI

1.     “Suç içgüdüsü”nü yok etmeyi amaçlayan bilime gelince…

Tedavi yöntemleri, polislerin de severek uygulayabileceği işkence olaylarına çok benziyor. Yalnızca bilimsel bir atmosfer içinde uygulanıyor işkence: aletler, beyaz gömlekli donuk insanların elinde… Tıbbi aletlerle işkence yapıyorlar, tedavi adıyla… Polislerin adalet adına yaprtıklarını onlar iyileştirmek için yapıyorlar…

Dayanılmaz acılar çeken Alex yalvarır:

“- Bunu daha ileri götürmeniz gerekmez, efendim. Bütün Ultra-Şiddetin ve öldürmelerin yanlış, son derece yanlış olduğunu bana ispat ettiniz. Dersimi aldım, efendim. Daha evvelden görmediğim bir şeyi görüyorum artık. İyileştim. Tanrıya şükürler olsun.

– (Dr. Brodsky) Daha iyileşmedin oğlum.

Ama efendim, bayanlar, yanlış olduğunu görüyorum. Yanlış çünkü topluma karşı yani. Yanlış çünkü herkesin itilip kakılmadan ve bıçaklanmadan yaşayıp mutlu olmaya hakkı var.

–  Hayır, hayır oğlum. Bunu gerçekten bize bırakmalısın. Hadi sevin buna artık. Şimdi iki haftaya kalmadan özgür bir adam olacaksın.”  33

Ve işkence (tedavi), Alex’in dayanılmaz acılar çekmesine karşın devam eder.

2.     Bilimin sağlıklı dediği insana gelince: zavallı, onuru kırılmış biridir o…    Alex’in tedavi olduğu ve iyileştiği şöyle kanıtlanır:

Bir sahne. Sahnede olanları yetkililer izlemektedir.  Bir aktör gelir Alex’in karşısına; ona hakaret eder, döver, ayakkabısının altını yalatır.

“- (Aktör) Merhaba bok yığını.

–  (Alex) Niye böyle diyorsun ki abicim, daha bu sabah yıkandım.

–  Ya, daha bu sabah yıkanmış; bana yalancı mı demek istiyorsun.

–  Hayır, abicim.

– Öyleyse benim aptal olduğumu düşünüyorsun. (Alex’e tokat atar.) – – Abim neden böyle yapıyorsun; ben sana bir şey yapmadım ki.

–  Neye böye yaptığımı bilmek mi istiyorsun? Görürsün. (Birden Alex’in ayağına basar, burnunu sıkar, iter, yere düşürür) Onu, bunu, şunu yapıyorum; çünkü iğrenç tipini beğenmiyorum; var mı diyeceğin… Bi şey mi yapacaksın yoksa; yap bakayım. Hadi, lütfen yap. Hadibakayım… (Ayağıyla Alex’in boğazına basmaktadır.)

–  (Alex şartlamaların sonucu kriz yaşamaya başlar) Hasta oluyorum… Hasta oluyorum… Hasta oluyorum… Lütfen kalkmama yardım edin.

–  Kalkmak istiyorsun; iyi. Şimdi dinle beni; kalkmak istiyorsan, benim için bir şey yapman gerekiyor. İşte bunu görüyor musun, bu ayakkabıyı görüyor musun? İyi, onu yalamanı istiyorum. Hadi yala. (Alex’e ayakkabısının altını gösterir. Alex böğürmektedir. Böğürtüler içinde ayakkabının altını yalar.)

Tedavinin bittiğinin kanıtıdır bu olay…

Siyaset adamları, basın, polisler, bilim adamları, herkes böylesine aşağılanmayı kabul etmeyi sağlıklılık ve iyilik olarak kabul etmektedir. (Din adamı hariç.)

Böylece bilimin görevini görüyoruz: Şiddeti durduracağız, caddelere huzur getireceğiz diye şiddet kullananlar insanların kuzu olmalarını istemekte… Kurtların (polisin, siyasilerin, ruh sağlığımızla ilgilenen bilginlerin…) rahatça parçalaması için… İç işleri bakanı, bunu açıklıkla dile gitirir:

Öbür yanağını çevirmeye hazır gerçek bir Hristiyan olacak. Çarmıha germektense gerilmeye hazır. Sinek öldürme düşüncesinden bile hasta olacak. Tanrının melekleri önünde sevinç… Önemli olan işe yaraması.”  36

Filme göre, Hristiyan etiği işkencecilerin (bilginlerin) işkence aracıdır…

 

DİN ADAMLAR

1.    Şiddet kullanmak eğilimindeki yöneticiler

hakaratlere ve eziyete aldırmayan,

karşı çıkmayı göze almaktansa ayaktabanı yalamaya hazır vatandaşlar istiyor.

Bilim de böyle vatandaşlar yetiştirme işini üslenmiş…

Ya din?

2.    Alex tedavi edilmiştir: saldırganlık refleksi yok edilerek iyi bir insan yapılmıştır. Kendisine iftiralarala saldıran ve döven adamın ayakkabısının tabanın yalamasını toplumun her kesiminden insan büyük bir hayranlıkla izlemiştir. Alex’in aşağılanmasından herkes memnun…

Bir tek din adamı memnun değildir, tutamaz kendisini ve sahneye fırlar:

“Seçenek!.. Çocuğun başka bir seçeneği yok ki… Kişisel kazanç… fiziksel acıdan korkma onu grotesk bir kendini alçaltmaya yöneltiyor.  Samimiyetsizliği apaçık ortada. Suçluluğu sona erdi. Ama ahlaksal seçim yapma olanağına sahip varlık olmaktan da çıktı.”   35

3. Din adamının karşısında aşağılanmış biri var; isyan ediyor bu aşağılanmaya. Ama o soyut kavramlarla yaklaşıyor olaya: Alex’in korkutulduğu için, seçim yapma olanağına sahip olmayışıyla ilgileniyor yalnızca.

Peki, ya şu, hapisanede mahkumlara vediği vaza ne demeli:

“Evet, cehennemin varlığına dair inkâr edilemez kanıtlar…

Biliyorum, biliyorum, dostlarım. Bana, hapishanelerden daha karanlık, her türlü insan ateşinden daha sıcak bir yer olduğu bildirildi.

Biri geğirir. Herkes gülmeye başlar.

Gülmeyin, lanet olasıcalar, gülmeyin!

Sonsuz ve dayanılmaz ıstırap içinde ağlayan, bağrışan sizinkiler gibi ruhlar görüyorum.

Deriniz çürüyüp, dökülürken, inleyen bağırsaklarınızda bir ateş topu fır döner. Biliyorum, ah, evet, biliyorum!”

Busefer de bir başkası gaz çıkartır.

4. Halk kendisine nedensiz saldıranlardan ve kendisini aşağılayanlar karşısında korunmak istiyor.

Siyaset adamları ve devlet kurumlarıyla onları korumak görevini üslenmiş. Şiddet kullananları şiddet kullanarak durdurmaya çalışıyor: O da şiddet kullanıyor. Ve de şiddetini kolay uygulayabilsin diye onları kuzu gibi boyun eğen ve katlanan insanlar durumunu sokmayı amaçlıyor. Bu kuzuları devlet hırpaladığı kadar kanunsuzlar da hırpalayacak…

Bilimdeki olanakları farkeden hükumetlerin aracılığıyla bilim, boyun eğen, uysal vatandaşlar yetiştirmeyi üstlenmiş. Kendilerine uygulanan şiddeti dirençsiz kabul edecekler… Boyun eğmelerinin nedeni fiziksel acıyı göze alamamak (Etik değil)…

Din adamları şiddete karşı gibi görünüyor. Ama aslında onlar da şidet kullanan polis ve devletin şiddeti yerine tanrının uygulayacağı benzersiz şiddeti getiriyor. Tanrısı zalim insanlardan daha zalim…

Din koyun olmaya karşı değil, yalnızca tanırı korkusundan dolayı boyun eğmemizi, seçerek boyun eğmemizi istiyor; o kadar… Onlar da koyun olmamızdan yana, kurtlara yem olalım istiyorlar…

 

ISLAHATÇILAR

(Sevgiyle ve bilimsel bilgiyi kullanarak yaklaşanlar)

 

1. Filmde bilime dayalı etik sahibi biri daha var: Görünüşte iyilik meleği gibi; daha doğrusu böyle bir rolü oynamaya çalışmakta…

Mr. Deltoid’den söz ediyorum. Bilimsel bilgileriyle ve anlayışlılığıyla Alex’e destek vermekle görevlendirilmiş biridir.

Alex’e işkence yaparak sorgulayan polisler bile Mr. Deltoid’in Alex’i sevdiğine inanmıştır:

“Bu iti seviyor.” der içlerinden biri…

Ama bir süre sonra,

“Dilerim Tanrıdan seni ızdıraptan delirtsin.” diyecektir Alex’e Mr. Deltoid .   16

Ayrıca; Mr. Deltoid’in Alex’le yatak odasıonda yaptığı konuşma ve orada olanlar ilginçtir:

Bir kez yatak odasında geçer bu konuşma.

Saçını okşar Alex’in, ama bir yandan da çeker saçlarını.

Konuşmanın sonlarına doğru, Alex’i sırtüstü yatırır yatağa, yanında kendisi yatar. Alex çıplaktır…

Konuşurken bacaklarına vurur.

Konuşmanın sonuna geldiğinde de Alex’in cinsel organını acı verecek ölçüde sıkar… Cinsellik ve şiddet yan yana yaşanır.

Sesi de çok ilginçtir: Sesinde kontrol etmeye çalıştığı kızgınlığı, hırsı farkediyor insan: çene kasları kasılı olduğundan diyeceklerini ezerek söyler…

Özetle:

Başlangıçta çocuk çeteleri.

Gençlerin meslekleri olmadığından uyguladıkları şiddet çıplak: Bu nedenle dehşet uyandırıyor…

Büyükler (meslekleri olanlar) arasında şiddet ne daha az ne de daha az acımasıdır: Yalnızca görevler arkasına saklandığından fark edilmez…

Okul bitip de gençler hayata atıldıklarında bir kısmı hala kontrolsuz şiddet kullanmayı sürdürüyor, bir kısmı da bu şiddet kullanalara karşı tavır alarak şidet kullanıyor. Polis, hapishanedeki görevliler… Bir kısmı da siyasi partiler içinde yer alarak savaşı sürdürüyorlar… Gençler arasında yapılan çete savaşlarının yerini büyükler arasında devlet güçleriyle suçlular (sistemden olanlarla ona karşı olnalar) arasında yapılan savaş almıştır…

Eğiticiler ve din adamları şiddete karşı insanca bir tavrı sergilemeye çalışırken aslında içlerindeki şiddet özlemini, sınır tanımaz isteklerini kontrol edemiyorlar

 

III

ŞİDDET HER YERDE

A

Kurt sürüsü içinde

 

Şiddet basamaklı…

1.    Alex’in çetesi, neyle karşılaşsa saldırır ve kullanır (özellikle kadınları)…

Diğer çetelerle üstünlük savaşı içindedir.

Dıştan bakınca anlaşmış bir arkadaş grubudur Alex’in çetesi… Ama dıştan bakınca…

Gelişen olaylar iç çatışmaları ortaya çıkartır:

2.    Süt barında, “TV stütyosundan gelen bir takım enteller”den biri: bir kadın Bethoven’in 9. Senfonisindeki koral bölümü söylemeye başlar. Alex’in dininin kutsal şarkısıdır bu (bu konu üzerinde daha sonra duracağız). Dim saygısızlık belirtisi olan bir ses çıkartınca, Alex her zaman yanlarında taşıdıkları copla Dim’e vurur. Ve olaylar şöyle gelişir:

Dim:

Bunu neden yaptın?

Alex:

Görgüsüz bir piç olduğun için.

Ah kardeşim, toplum içinde nasıl davranılacağını hiç bilmiyorsun. (Çok ilginç; kural tanımayan Alex görgü kurallarından söz ediyor…)

Dim:

Yapman gereken şeylerden hoşlanmıyorum ve artık senin kardeşin olmak istemiyorum ve istemeyeceğim de.

Alex:

Dikkat et.

Ah Dim, hakikaten dikkat et, eğer yaşama devam etmek istiyorsan, cidden istiyorsan.

Dim:

Taşağıma anlat sen onu! Ne zaman istersen seninle karşılaşırım. Zincirle veya muştayla veya falçatayla. Gereksiz yere beni itip kakmana eyvallah demiycem. Bi sebebi olmalı. Sebep de yok. (Onların itipkakmalarının bir sebebi varmış gibi konuşuyor.)

Alex:

Ve ne zaman istersen seni ıskartaya çıkarırım.

Dim:

Tamam, tamam oğlum. Biraz yorgunuz işte, kesip at, boşver.

Yatağın yolu gözüktü, hadi eve yollanalıp zıbarıp yatalım. Hadi, tamam.”

4-5

Dim ölüm korkusu nedeniyle geri çekilmiştir. Görünüşte kardeşlik kurulşmuştur; ama aslında bir boyun eğmedir yaşanan ve çekişme sürecektir:

Tek başına Alex’in karşısına çıkamayan Georgie Boy, Dim’in hoşnutsuzluğundan yararlanır ve onu da yanına alarak isyan bayrağını açar. Bir sabah hep birlikte gelirler ve Alex’in karşısına dikilirler:

Gorgie Boy Alex’e:

“Oğlum, artık Dim’le uğraşmak yok. Yeni tavır bu artık.”

“İyi öğreneceksen öğren, …….”  10

Bu konuşmada “oğlum”, “öğreneceksen öğren”, “yeni tavır bu” sözcükleri değişimin ne yönde olduğunu açıklıkla vurguluyor.

3.    Daha sonra birlikte çıkarlar. Marinada yürümekteyken Alex durumu şöyle değerlendirir:

“Marinayı arşınlarken, dıştan sakin görünmeme rağmen, kafam devamlı çalışıyordu. Demek artık ne yapıp yapmayacağımıza general Georgie ve onun kafasız köpeği Dim karar vermek üzere. Fakat birden bire kafama dank etti ki ancak gebeşler böyle düşünür.”  10

Ve olaylar şöyle glişir:

Bir anda Alex bastonuyla suya yakın olan arkadaşına vurur ve onu suya iter. Arkadan zincirle saldıran Dim’i de suya atar. Eğilmiş onlara bakarken arkasında bastonunun içinden bıçağı çeker. Bir elini Dim’e uzatır. Elini tuttuğunda aniden bıçağı ile elinin üstünü boyban boya keser. Dim tekrar suya gömülür.

New York Dükü Pap’ı, iç mekân. Çete süklüm püklüm masada otururken Alex’in gözleri parlıyor.

“Dim’in ana kablolarını kesmek zorunda kalmadan bir çaput yardımı ile kırmızı pekmezi durdurdum ve New York Dükü Pap’ının gerisinde yaralı iki askeri teskin etmem fazla vaktimi almadı. Artık, efendi ve lider kim biliyorlardı. Koyunlar, diye düşündüm; ama gerçek lider astlarına ne zaman verici ve cömert davranacağını bilendir.”   10-11

4.    Dıştan bakınca terör estiren bir grup Alex’inki; uyum içinde… Aralarında kardeşlikten söz ediyorlar…

Ama görünenin gerisindeki ilişkileri ortaya çıkaratan olaylardan sonra anlıyoruz: Başka gruplarle ve dışarıdakilerle süren savaş grup içinde de sürmekte… Birleşerek güç oluşturanlar, kendi içlerinde de güç (liderlik) savaşı veriyor.

Ve şiddet heryerde: Guruplar arasında olduğu kadar gruplar içinde de… Yalnız “fiziksel acıdan çekindikleri için” koyunluğu seçenler hariç. Bu anlamda iyi vatandaş “korkak” anlamına geliyor.

B

Koyun sürüsünde şiddet

5.   Karşılıksız koruyorum diyerek insanlardan yararlanmaya, koyunlar arasında bile raslanıyor:

Alex eve geldiğinde odası birine verilmiştir. Kiracıyla oda konusunda çıkar çatışması içindeler. Kiracı koruyucu olmak görüntüsüyle Alex’e karşı üstünlük sağlamaya çalışır:

“Senden bahsedildiğini duydum. Neler yaptığını biliyorum. Acı içindeki ailenin kalbini kırdın. Geri döndün demek? Sevimli ailenin hayatını zindan etmek için döndün; olay bu mu? Ölümü çiğneyip geçersen yapabilirsin bunu, çünkü onlar benim bir kiracıdan çok bir oğul olmama izin verdiler.”  37

Alex biraz üzerine gelince panikler kiracı: Anne olarak kabul ettiği için koruyacağını söylediği kadının kucağına düşer ve ona sığınır… Ama Alex şartlamalar nedeniyle kıvranmaya ve kusmaya başladığında, yeniden koruyucu aslan rolünü hemen giyinir kiracı:

 Alex’in annesinin elini tutar. Hayır, bundan da öte benim için ana baba olan sizleri de düşünmem gerekiyor, demek istiyorum. Hem, gerçek bir evlat olamamış genç canavarın müşfik insafına ikinizi bırakıp çekip gitmem ne adil, ne de doğru olur. İşte, bak, şimdi de ağlıyor, ama bu onun becerisi ve sanatı. Bırakın, gidip kendine başka bir yerde oda bulsun. Bırakın, yolunun yanlışlığını öğrensin. Onun gibi kötü bir çocuk, sizin gibi iyi anne ve babayı hak etmiyor.”  39

Demek kullanmak (şiddet kullanarak, ya da kullanmadan; açıkça, ya da gizleyerek) bütün toplumlar arasında ve her türlü toplumun iç ilişkilerinde sürüp gidiyor… Gizili ya da açık kullanmanın olmadığı yer yok…

Picture1


İKİ DİN

İnsan: Din yaratan varlık

1. Bir yanda korunmak isteyenler var; onların karşısında hiç bir kural tanımadan onları kullananlar…

Bu arada daha önce belirttiğimiz gibi, halkı korumakla görevli olanlar da halka sınır ve değer tanımadan şiddet uygulamaktaydı; açıkça saldıranlar gibi… Hatta onlardan da tehlikeliydi: Onlar için hapishane ve cezlandırılma korkusu da yok. Ayrıca bilim ve din onların hizmetinde

2. Bu iki tür insan söz konusu olduğunda Alex’in çok önemli bir yeri var filmde: O, başlangıçta sınır tanımaz isteklerine göre önüne çıkan herkesi acımadan kullanan biriydi. Erkekler ezilip işkence yapılacak varlıklardı onun için, kadınlarsa cinsel olarak kullanılacak şeylerdi… Ama iyileştirme amaçlı şartlamalardan sonra kendisini koruyamayan ve haklarının verilmesini bekleyen biri olmuştu…

3. Filmin başında Alex’in nasıl biri olduğu gösterildi bize:

Yaşlı bir adamı, sırf yaşlı olduğundan dövdü arkadaşlarıyla.

Daha sonra başka bir çeteyle ölümüne savaştılar ve dövdüler.

Çaldıklarıbir arabayı, kendileri için de yaşam tehlikesi oluşturacak biçimde kullandılar.

Tesadüflerin karşılarına çıkardığı bir eve giridler, kadına tecavüz ettiler, kocasını sakat bırakacak ölçüde dövdüler.

Günün son olayı olarak da; arkadaşı göze alabilseydi, ölümüne dövüşeceklerdi.

4. Alex hapishanedeyken özlemini ve o şartlara dayanmasını sağlayan yaşam idealini açıklıkla dile getirir: O, hiç bir suçu olmayan İsa’yı (tipik bir koyun olan İsa’yı) nedensiz kırbaçlayan, çarmıha geren, başına dikenli tel geçiren olmak istemektedir:

“Alex (incil okurken) düşünmeye başlar: Başında dikenli tacıyla İsa çarmıhını taşıyor. Kırbaç sesleri arasından biri “Yürü!” diye bağırır. Diğer sahne Alex Roma’lı asker kıyafetindedir. Anlarız ki İsa’yı kırbaçlayan ve bağıran odur.

Kırbaçlanma ve dikenlerle taçlanma hadiselerini bir bir okudum ve kendimi yardım ederken ve bütün o marizleme ve çivileme işlerini üstlenirken görebiliyordum. Romalı modasına uygun olarak giyinmiş.

Alex fantazilerine devam eder: Bu sefer kanlı bir savaş içindedir. Arkadan da hareminde kadınlar arasında gösterilir. Biri yelpazelerken bir diğeri Alex’e üzüm yediriyordur. Fonda Şehrazat çalar.

Kitabın daha sonraki kısımlarındaki vaazları, savaşlar ve şu bildik gir-çıklar kadar sevmedim. Eski Yahudilerin birbirini itip kakıp sonra İbrani şaraplarını içip karılarının nedimeleriyle yatağa girdikleri bölümleri seviyordum. Beni bu ayakta tuttu.”   22-23

Kısacası Tevrat kurtların, İncil koyunların kutsal kitabıdır. Gerçi Alex, İncil’i de sevmiştir. Ama orada kendisini kurtların (hristiyanlara işkence yapanların) yerine koyunca…

5. Alex’e göre birinin yaşlı olması kendi başına ona saldırma nedenidir. Yolda “bayatlamış şarkıları çirkin” bir biçimde söyleyen birine bozulular arkadaşlarıyla. En çok da yaşlı olmasına dayanamazlar ve döverler… Alex olayı şöyle anlatıyor:

“Dayanamadığım bir şey varsa o da kokuşmuş pis midesinde sanki iğrenç bir bando varmış gibi öğüre öğüre babasından kalma iğrenç şarkıları uluyarak söyleyen iğrenç yaşlı bir sarhoştur. Yaşı ne olursa olsun böyle birini görmeye kesin katlanamıyorum. Ama her şeyden öte bir de bu kadar yaşlı ise.”   1

İyileşmesinden (?) sonra, bir zamanlar dövdükleri yaşlı adam, Alex’I tanıyınca saldırır ve arkadaşlarıyla döverler Alex’i. Alex’in olayı anlatırken söyledikleri ilginiçtir:

“Sonra âcizane anlatıcınızı, zayıf elleriyle ve nasırlı pençeleriyle yakalamaya çalışan kirli, kokan yaşlı moruklar derya gibi üstüme çullandılar. Bu kez gençliğe saldıran, yaşlı takımıydı. Ve ben tek bir hareket yapmaya bile cesaret edemedim, ah abilerim. Hastalanıp o korkunç acıları yaşamaktansa bu şekilde dövülmek evlaydı.”

Bu kez gençliğe saldıran yaşlı takımıydı” diyor Alex.

Çok önemli: Alex’e göre gençlerle yaşlılar arasında bir savaş var sanki… Ve de yaşlılar şimdi Alex’I zayıf bulunca gençliğe (Alex’e değil) saldırıyorlar…

Gençler ve yaşlılar: Güçlüler ve gücünü kullanmaktan çekinmeyenler, güçsüzler ve fizik acı karşısında korkuyla çekilenler…

6. Anlıyoruz; Alex ilişkilerde isteğinden başka hiç bir amaç tanımayan kimse.

Kuşkusuz böyle bir dünyada güçlü olmak çok önemli.

İstediklerini alabilmek için, kendi gibilerin saldırılarını durdurabilmek için…

Bu anlamda yaşlılık güçsüzlük demek olduğundan hoş bir şey değil…

Ama şurası çok önemli: Alex’in gözünde yaşlılık, sanki etik anlamda kötü ve cezlandırılması gereken bir şey …

Biri çıkıp; paranın çok önemli olduğunu söyleyebilir… “Her istediğimizi onun sayesine gerçekleştirebiliyoruz” diyebilir. Yoksulluk hoş olmayan bir şeydir onun gözünde… Bunları hep anlayabiliriz…

Ama bir kimse fakirlerden nefret ederse ve yoksul oldukları için onların cezalandırılması gerektiğini düşünürse, bu çok farklı bir şeydir… Buna karşılık zenginlerin farklı ve üstün kişiler olduğunu ve bu nedenle her istediklerini yapabileceğini söylerse…

Alex böyle bir değerlendirme içinde:

Gücü etik bir değer haline getiriyor, etik anlamda iğreniyor güçsüzlükten ve güçsüzlerin güçsüz oldukları için ezilmeleri gerektiğine inanıyor…

7. Çok önemli bu son dediklerimiz: Alex, ancak güçlülerin fizik acıları göze alanların kendilerini koruyabildikleri bu dünyda bir güce tapma dini oluşturuyor… Bunu filmin bir çok yerinde görüyoruz:

(Yalnız bu filminde değil, Kubrick’in hemen bütün filmlerinde hemen her kesimden) insanlar dünyanın kötülüğünden, iğrençliğinden şikayet eder ve kendi değerleriyle kusursuz bir dünya özler. Tecavüz edenlerin tecavüzlerle dolu dünyası kusursuz ve temizdir onlar için; ezilenlerin ezilmelerin yaşanmadığı dünyası kadar temiz ve güzeldir.

Yazarı döverek, karısına tecavüz ederken “I’m singing in the rain” şarkısını söylemektedir: Kusursuz bir uyumu anlatan, coşkulu bir aşk şarkısı… Şiddet, bizim anladığımız şiddet değildir kesinlikle…

Başka bir örnek: Şiddet dolu bir geceden eve dönmüştür Alex. Bethoven’in 9. Senfonisini çalar yatmadan önce. Şunlar Alex’in müziği dinlerken söyledikleri:

“Ah kusursuz mutluluk, Mutluluk ve cennet. Tenin nedeni bu muhteşem debdebe, bu göz kamaştırıcılık. O nadide ince cennet metalinden yapılan kuş gibi veya uzay gemisinin yerçekiminde akan, gümüşi şarap gibi. Hepsi palavra, kulaklarım bayram ederken çok hoş görüntüler gördüm.”  5

Bu sırada perdedeki görüntüler çok ilginçtir: Asılan bir kadın, vampir dişli bir portre, patlamalar, yangınlar, insanların üstüne yıkılan kayalar, kaçışan insanlar… Alex’e cennetin huzur ve güvenini veren bu dehşet görüntüleri.

Şu sahne de çok önemli: Tek başına Alex’in karşısında çıkamayan Georgie Boy, hoşnutsuz Dim’i de yanına alarak başkaldırır. Alex, ilkin durumu kabul etmiş gibi görünür. Bir süre sonra birlikte yürükmeteyken birden saldırır… Saldırıdan az önce, yaşadıklarını ve düşündüklerini şöyle anlatır:

“Marinayı arşınlarken, dıştan sakin görünmeme rağmen, kafam devamlı çalışıyordu. Demek artık ne yapıp yapmayacağımıza general Georgie ve onun kafasız köpeği Dim karar vermek üzere. Fakat birden bire kafama dank etti ki ancak gebeşler böyle düşünür. Zekilereyse ilham gelir. Ve şimdi, Rabbim bana yardıma güzel bir müzik gönderdi. Açık bir pencereden müzik geliyordu ve her şey bir anda gözümde canlanıverdi.”   10

Ve bu sırada fonda William Tell çalmaktadır…

Bunlar dini bir atmosferde, aydınlanma yaşayan birinin söyleyebileceği sözler…

Kişisel yaşantısından din üretmek, kendi tercihlerini dine dönüştürmek… Bu Kübrik’te sık rastlanan bir olay ve sanatını yönlendiren temel düşüncelerden biri.

8. Alex iyileşmesinden (?) sonra yalnızca kavga edemeyen biri olmamıştır; konuşmaları ve değerlendirmeleri de değişmiştir.

Örnekler:

Seyircilere Alex’in iyileştiğini göstermek için birinin ayağını yalatmışlardır. Tam bir başarı… Alex bakana sorar:

“- İyi miydim efendim? İyi yaptım mı?

– İyi oğlum, kesinlikle iyi.” Bu sırada Alex’in başını okşamaktadır.    35

Alex, evine alınmamıştır. Sokağa atılmıştır demek daha doğru; çünkü ne gideceği bir yer vardır, ne de yaşamını sürdüreceği bir işi ve parası… Alex, bu büyük haksızlık karşısında evden çıkarken şöyle konuşuyor:

“Tamam şimdi gidiyorum. Beni bir deha görmeyceksiniz. Kendi yolumu çizerim. Sizlere çok teşekkür ederim. (Tam  bir yanağına vurulunca diğerini çevir diyen dine göre hareket etmektedir) Umarım bütün ağırlığıyla vicdanınıza çöker.”   39

Tedavi Alex’in davranışlarnı değiştirdi.

Kimse yeni değerler kazandırmak için uğraşmadı.

Ve Alex, yeni yaşam tarzını da idealize etti.

Ve yeni yaşam tarzınınsa dini hazır: Hristiyanlık…

Kübrik’te insan, yaşadıklarını yaşanması gerekene dönüştüren varlıktır. Bu, Kübrik’te en temelde olan ve sanatını yönlendiren düşüce…

 

 GÖZE ALMAK

Koyunla Kurdu ayırma testi

(Hristiyanla Museviyi ayırma testi)

1.     Şu olay çok önemli: Araba çalıyorlar ve sürat yapıyorlar… Bunu anlıyoruz; çok bilinen ve yaşanan bir şey…

Ama dönüş yolunda son hızla gitmekteler.

Ve de karşıdan gelen arabalara rağmen geliş yönünde gitmeye devam etmekteler.

Karşıdan gelen arabalar (yol kendilerine ait olduğu halde) yoldan çıkıyorlar.

Onları anlıyoruz; yaşam refleksiyle yapıyorlar bunu…

Peki neyin peşinde Alex ve arkadaşları?

2.     Tevrat’taki dinin tapınması bu: Ölümü göze almak. Göze almak

3.     Göz almanın iki etkisi var:

a. Göze alma, bir sınavdır: Belli durumlarda göze alamayanlar koyun sınıfına geçerler. Filmde ve de Kübrik’in diğer filimlerinde bir çok örneği var bunun:

Daha filmin başında, barda Dim Alex’in meydam okumasına karşı çıkamadığında koyunlar sınıfına girmişti.

Barry Lyndon bir göze almalar destanıdır…

b. Göze alma olayını anladığımızda, Tecavüz olaylarında, dövüş sahnelerinde neden coşku anlatan, akan, yumuşak ve şiddet içermeyen müzikler verildiğini anlıyoruz. Örnek olarak 9. senfoninin koral bölümü çalınırken vampirler, yangınlar, ölümler gördüğümüzü anlıyoruz…

Eğer ölüm korkusu yoksa, terkedilmiş tiyatrodaki ölümüne dövüş bir oyuna, bir dansa dönüşecektir. Uyumu ve ritmi anlatan valsle kavga aynı yaşantıyı verir… Dövüş, müziklerdeki gibi suyun akması gibi bir şey olur…

Bu nedenle kurtların dininde (Tevrat dininde) ölümü göze alma bir dini eğitimdir, bir ibadettir… Bu temeli kavramak bakımıdan ters yönde giderken sürat yapmak ve karşıdan gelen arabalar karşın yulunda hız devam etmek çok önemli. Bunu göze almayı öğrenemezseniz koyun olarak kalmaya mahkumsunuz.

Sürat sahnesinde verilen yüzler bu bakımdan çok önemli. Alex’in arkadaşları da coşku yaşarlar. Alex’e hızı daha da artırması için bağırırlar. Ama yüzlerinden bellidir; korkarlar da… Alex’in yüzü farklıdır: Korkunun izi yoktur bu yüzde… O, kurtlar dinin peygamberidir…

 

 İKİ DİNİN AMENTÜSÜ

1. İnsan yaşantısını değere dönüştüren varlık.

Ve iki din var; iki ahlak, iki değerlendirme sistemi var.

2.   İki dinden olanlar da bu dünyadan nefret ederler.

Şu konuşmalar Alex’in:

“Köşede, TV stüdyosundan gelmiş bir takım entel gelmiş, içine sıçtığım dünyasını iplemeden şamata yapıp kokonoçayla haspihal ediyorlardı.”   4

Bunlar da dövdükleri sarhoştan:

Kokuşmuş bi dünya çünkü kanun nizam kalmadı. Kokuşmuş bi dünya çünkü sizin yaptığınız gibi, gençlerin yaşlıların başına bela olmasına izin veriliyor.”  1

Sarhoş düzenin kendisi gibi zayıfları koruyamamasından dolayı kokuşmuş buluyor dünyayı.

Alex’in bakış açısı başka: Zayıfların var olması… Zayflar, dünyayı kirleten ve yok edilmeleri gereken çirkinlerdir. Yok edilmesi gereken iğrençliklerdir.

“Dayanamadığım bir şey varsa, o da kokuşmuş pis midesinde sanki iğrenç bir bando varmış gibi öğüre öğüre babasında kalma iğrenç şarkıları uluyarak söyleyen bir sarhoştur. Yaşı ne olursa olsun böyle birini görmeye kesin katlanamıyorum. Ama herşeyden öte, hele bu kadar yaşlıysa.”  1

3. İki din de engelleri olmayan bir cenneti amaçlar: Yaşam bir suyun akması gibi doğal ve kendiliğinden olmalı. Müziklerle bu çok güzel veriliyor.

Yalnız Alex’in cennetindeki uyumu anlamak için ölüm korkusunu aşmanız gerekir: Ölüm korkusubırakılınca yaşam dans eder gibi yaşanır…

4. İki dinin cenneti, amentüleri çok farklı:

Alex’inkiler:

  • Ölüm korkusu günahtır: Yaşamı bozar.
  • Bütün erkekler düşmandır: Neden gerekmez; dövülmeli, aşağılanmalı.
  • Herşey sizin içindir: İstediğiniz gibi kullanmalısınız.
  • Bütün kadınlar sizindir: İstediğinizde istediğiniz kadar kullanacaksınız.
  • Güçsüzlük günah olduğundan güçsüzleri cezalandıracaksınız.

Bu dinin kutsallarını, Alex’in sabaha doğru eve dönüşünde görüyoruz: Güzel bir günü (şiddet dolu bir günü) güzel bitirmek ister Alex… 9. senfoni… Bethoven’in asık suratı.. Yerini orgazm halinde bir kadın yüzü alır. Çıplaktır. Objektif aşağı doğru kayar. Bacaklarını açmış kadının cinsel organına geldiğimizde, Alex’in yılanının ona uzandığını görürüz. (Yılan yerde sürünmesiyle dünyaya bağlı aklı sembolize eder… Havva’yı aldatan hayvandır…) Daha aşağılara inildiğinde, dört İsa heykeliyle karşılaşırız. Koyunlar… Dört tane olması çok anlamlı; çoklar, pekçoklar çünkü…

İsalar müziğin ritmiyle dans eder gibi verilir…

Burada Doğu döğüş sanatlarını hatırlıyorum. Doğulu dövüş sanatçısı için dövüş, bir meditasyondur: Mutluluğunun şartı olarak yaşar düşmanını… Alex de öyle: İğrenebilir zayıflardan, ama gücünü görmek için gereklidir…

Sarhoşun dininin amentüsüne gelince:

  • Bizi (zayıfları) birileri korumalı.
  • Bizi koruyacak düzen değerli bir şeydir.
  • Bizi koruyan herşey iyidir.
  • Bizi koruyan düzen adına ölümü bile göze alırız, ya da ölme emrine de uyarız.

 

Bu denenlerden sonra 2001 filmine dönmeliyiz.

Olaylar halktan düzen bozulur diye saklanıyordu…

Jüpiter akıllı hayatın kanıtının yöneldiği gezegendi… Ve mitolojide kent düzenini ve aklı anlatırdı Jüpiter…

Jüpiter’den sonraki hayat, Alex’in alanı…

Jüpiterden bu yan koyunların…