NIETZSCHE 1

Konu: her toplumun neyin iyi ve kötü olduğunu bildiği iddiası ve iyi ve kötünün araştırılmasını yasaklaması.

1.      Nietzsche’ye göre değerlendiren biri olmadan değer yoktur. Bu nedenle doğada değer araştırılması saçmalıktır; doğada olmayan şey araştırılamaz.

 2.      Her toplum iyi ve kötünün ne olduğunu bildiğini söyler. Bu nedenle değerler konusunda araştırma yapmak gereksizdir. Toplum, dayattığı iyi ve doğruları yaşamımıza katmamızdan başka bir seçenek tanımaz bize… Bu nedenle bütün toplumlar değer yaratanlara (değerlendirenlere) düşmandır ve onlar için büyük tehlike oluştururlar; toplumu ayakta tuttuğuna inandıkları değerleri kabul etmedikleri için.

 3.      İnsanların çok büyük çoğunluğu bu baskı karşısında ya “korku”dan, ya da “tembellik”ten kendisine değer diye yüklenenleri kabul eder: yüklenir. Yalnızca kabul etmekle kalmaz; kendisine yüklenenlerin gerçek değer olduğunu da savunur; içleştirmiştir onları: kendi düşünceleriymiş gibi yaşamaya başlar. Bunu yarı bilinçli, bazan bilinçsizce yapar… (Nietzsche Freud’dan önce bilinç dışından söz etmiştir).

4.      Bu nedenle, çoğunluğun “istiyorum” dediği şeyler gerçekte istemediği ve kendisine öğretilen, dayatılan şeylerdir. İsteklerini ise unutmuştur; tanımaz bile.

 5.      Gene bu yüzden mutsuzdur büyük çoğunluk. Doyumsuzluğu nedeniyle de mutlulara düşmandır: “değerlendirenlere”, yani “yaratıcılara”.

 6.      Kalabalık korkuları nedeniyle, yaşamın değişen şartlarına uyacak biçimde esnek davranamaz. Katılığından ötürü (üyeleri, korkuları nedeniyle isteklerine düşman olan kişilerden oluşan) bu toplum ihtiyaçlarını karşılamada başarısızdır.

 7.      Böyle bir dünyada (değerlerin bilindiğine inanıldığı için değerlendirmelere karşı çıkılan bu mutsuz dünyada) değerlendirme yapanların değeri çok büyüktür. Yaratıcılar gereklidir…

Bu nedenle “değerlendirme olayı” büyük önem taşır Nietzsche’de.

 8.      Nietzsche’ye göre, doğa isteklerimizle konuşur. Haz ve acı (isteklerin yerine gelip gelmemesi) canlıları yönetir. Nasıl ayakkabımın bana uygun olup olmadığını anlamak için bir uzmana gitmem gerekmezse, nasıl doğrudan anlarsam bana göre olmadığını; tıpkı bunun gibi, bana uygun olmayan yaşam tarzını verdiği rahatsızlıktan (isteksizlik, can sıkıntısı, yorgunluk, anlamsızlık gibi duygulardan) yaşamımdaki yanlışı algılarım.

 9.      Bu düşünceleriyle “insanca doğru” kavramını getirdi Nietzsche: Bir düşünce deneylere uygun da olsa (bilimsel olarak, yani deneylere göre doğuysa), tutarlı olsa, çelişki içermese de (mantıkça doğruysa), ama uygulandığında insanları mutsuz ediyorsa, “insanca yanlış”tır. Buna karşılık bir düşünce mantıkça ve bilimce yanlışlığı gösterildiği halde mutlu ediyorsa kişiyi; insanca doğrudur bu bilgi.

Kısacası; insanca değerlendirmeyi öğrenmeli kişi (değerlendiren: yaratıcı olan).

10. İnsanca değerlendirmeyi başaran hemen tanınır. O “şarkı söyler gibi konuşur ve dans eder gibi yürür.”  “Hafiftir”.

Nietzsche’nin önemli bir başarısı daha: mutluluğu biyolojik bir olay olarak görmesi (Doğulular gibi):

Mutluluk biyolojik bir olaydır: gözlenir… Bırakın insanı, mutlu kediyle mutsuz olanını bile ayırabiliriz…

11. İyi ve kötünün ne olduğunu bildiğini söyleyen ve onları kabul ettirmek için baskı yapan toplumların dünyasında değerlendirmek çok önemli bir olaydı, insan türü için.

Değerlendirenlerin (yaratıcıların) başardığı (ya da başarması gereken) bir şey daha var: Yaratıcının, istekleri karşısında seçici davranması gerekir. Bunun iki nedeni var Nietzsche’ye göre:

A. İstediğimizi sandığımız şeylerin bir kısmı toplumun bize yüklediği şeylerdi. Aslında, onları yaşamak mutsuz ederdi insanları. Yaratıcı, insanca değerlendirme ustalığıyla aşar bu engeli.

B. İsteklerimiz çelişkilidir. İstekler arasındaki savaş “en acılı savaştır” Nietzsche’ye göre. Bir isteğimizi yerine getirmek için bir şeyler yaptığımızda diğerleri saldırır, acı verir, kendilerinin de doyurulmasını ister… Bu nedenle; yaratıcı, bir isteğinin buyruğu altında diğerler isteklerini düzene sokmalı. (“Yok etmeli” denmiyor. Doyurulmayan istek affetmez çünkü; acı verir, mutsuz eder. Bu nedenle hiç bir istek yok edilmemeli. Yüce isteğin hizmetine alınmalı…)

12.  Nietzsche’ye göre, yaratıcı (değerlendiren): bir şeyin daha ustasıdır: O, hayallerin doğanın dili olduğunu bilir. İsteklerimiz hayaller aracılığıyla konuşur. Bu görüşüyle Jung’a yol göstermekte Nietzsche. Jung hayaller (arketipler) teorisinin temeline yerleştirecektir bu düşünceyi.

13.  Özetlersek: Baskısıyla insanları mutsuz eden toplum, hantallığıyla da değişen dünyada insan ihtiyaçlarını (teknikten söz etmiyor Nietzsche) karşılayamıyor.

Bu durumda değerlendiren (yaratıcı), insan türü için en gerekli kişidir. Değerlendirenin şu üç niteliği çok önemli:

A.İnsanca değerlendirme ustasıdır yaratıcı.

B. İsteklerinin hiç birini reddetmeden, onları baş değeriyle düzene sokan kişidir.

C. İmajlarla konuşmasını, onları dinlemeyi bilir. Arketiplerin kendisini değiştirmesine izin verir.