VİTALİZM

VİTALİZM

1. “Hayat”ı canlılık olaylarını açıklayan bir kavram olarak düşünürsek, metafizik bir kavramdır. “Canlı” sınıfına canlıllık (hayat) sürecini yaşayan varlıkları koyuyoruz; can (hayat) taşıdığını gördüklerimizi değil…
Boş kutularla dolu kutuları ayırmamız istense, kutuları açar bakarız; dolu olanları bir yana, boş olanları başka bir yana yerleştiririz. Ama canlı olanlarla cansız olanları ayırmamız istendiğinde, can taşıyanlarla taşımayanları ayırmıyoruz.
“Canlı” tanımına göre hareket yapıyoruz ayırma işlemini: Canlılığı doğup üreyen, beslenen, gelişip ölen varlıklar olarak tanımlamışsak; bu süreçleri taşıyanları canlı sınıfına koyuyoruz. Onların üremelerine, beslenip gelişmelerine ve bir süre sonra ölmelerine neden olan bir şeye (canlılılık = hayat dediğimiz bir şeye: cana, hayata) sahip olduklarını gördüğümüzden canlı sınıfına koymuyoruz…
Kısaca dersek, hayat olaylarına neden olan bir “canlılık” (= hayat), olay dünyasında karşılığını gösteremediğimiz bir sözcüktür…
Canlılık olaylarını açıklamak amacıyla zihinde üretilmiş bir şeydir. Hayat üzerine tartışmalara metafizik tartışmalar diyoruz… “Hayat” zihnin ürettiği ve olay dünyasında karşılığı olamayan (=denenemeyen), yalnızca düşünülen bir şey olduğundan, yaşam üzerine konuştuğumuzda dediklerimizi gözlemlerimizle temellendiremiyoruz. Gözlemlerimizle temellendirip, tartışmalara son veremiyoruz. Bu tür tartışmalar bitmiyor.
Bu nedenle, bu anlamda: Hayatın neliğiyle ilgili tartışmalara “metafizik” tartışmalar diyoruz. Vitalistleri İdealistlerle karşılaştırarak anlamak için İdealistlerle ilgili bir kaç şeyi hatırlamak iyi olacak:

2. İdealizmin özeti
İdealistlere göre türün ortak nitelikleri gerçekti. (İdeler)
İdeler algılanamazdı: Düşünülerek ulaşabilirdik onlara.
Düşünülen şey olduklarından düşünce olduklarını söyleyebiliriz ama, tanımlarla, belli şeylerle ilgili düşüncelerle karıştırılmamalı. (Görüntü kazanmak isteyen niteliklerdi.)
İdeler, (aslında gerçek olmayan) görünür şeylere biçim kazandırır ve bu dünyada var olmalarını sağlardı.

3. Vitalistlerin arketipleri, İdealistlerin idelerine çok benziyor (aynı).
Arketipler de algılanmazlar.
İdealistlerin sözcüğe verdiği anlamda gerçektirler.
Dünyayı biçimlendirirler.
Görünmeyen arketipler sanat eserlerinde ve düşlerde kendilerini imajlarla gösterirler ve bu yolla etkili olurlar.
Etkili olmaları büyük heyecanlar aracılığıyladır.
Bütün bu dediklerimizi ideler için de söylemiştik…
Ama farklı konuştukları alanlar da var:

4. Fark:
* İdeler zamansıdır: Hep vardılar… Canlıların olmadığı dönelerde bile insan idesi vardı.
Arketiplerse başlangıçta yoktu vitalistlere göre. Yaşamsal bir sorun karşısında yaşamın bulduğu bir çözümdü.
* İdealistler için tarihin sonu vardır. Tarihin nereye gittiği bellidir; biliyoruz (ya da ideleri düşünebilenler tarafından biliniyor). Aslında zaman gerçek değildir. Zaman gerçek olmayan dünyanın niteliğidir.
Vitalistlere göreyse gelecek açıktır. Canlıları canlı yapan hayat yeni sorunlarla karşılştıkça yeni (şimdi kendisinin de bilmediği) çözümler bulacak ve bularak ilerleyecek. Zaman gerçektir: yalnızca tek hücrelilerin olduğu bir dönem var. Hayat bu dönemde karşılaştığı sorunları aştı ve yeni canlılar yarattı. Bir zamanlar kuşlar, ya da memeliler yoktu. Zaman içinde farklı türler oluştu ve bu türlere ait dönemler yaşandı; dinazorlar zamanı gibi…
Zaman gerçektir.
Gelişme son bulmaz.
Hangisi haklı sorusu metafizik (tartışması son bulmayacak) bir sorudur.
Bu nedenle konuşmuyoruz.

5. Pratikleri aynı
Pratikleri aynı:
İkisi de (Hem idealistler, hem vitalilstler) olan dünyayı beğenmeyecekler.
İkisi de kendilerini sarsan görüntüleri gerçekleştirmenin savaşını verecekler; kusursuz olanı yaratmak için.
İkisi de kendilerini yığından farklı ve üstün algılayacak.

6. Aynı pratiği farklı yorumluyorlar
Ama savaşlarını farklı yorumlayacaklar.
İdealistler gözlerinden bakan idelerin baktığı her şeyde kendini gördüğünü söyleyecek ve elleri aracılığıyla da her şeyi ideye en uygun biçimi verirken aslında idelerin dünyayı biçimlendirdiğinin farkında olduklarını düşünecekler.
Vitalistlerse hayatın kendi (insanların) gözleriyle görüp, kendilerini (insanları) kullanarak dünyayı şekillendirdiğini söyleyecek.

7. Ve…
Ve ikisi de insanı araç olarak görecek:
İkisine göre de daha iyiyi geçekleştiren kendilerini değil, kendilerini kullanan ve kendilerini aşan bir şey olduğunu söyleyecek…
İki yanılma:
İdealist kendisini özleyen biri algılayacak (Gerçekte özleyen kendisi olmasa bile.)
Vitalist kendisini yaratan biri olarak algılayacak. (Gerçekte yaratan kendisi olmasa da.)

Nietzsche bu farkın önemli olduğunu söylüyor:
Nietzsche’ye göre insan kendisini etkin bir varlık olarak algılar. Zayıflar bile zayıflıklarıyla güç çalarlar… Bu nedenle sağlıklı insanların (gücüne güvenen, gücünü yaşamak isteyen) insanların görüşüdür vitalizm.
İdealizmse başkaları için yaşamak isteyenlerin…