PRAGMATİZM

Bilimsel önermeler belli durumlarda neler olacağını söyler. Arşimet İlkesi sıvılara bırakılan cisimlerin ne kadar bir güçle yukarıya doğru itileceğini söyler. Bu nedenle, bilmediğimiz her hangi bir cisimi bilmediğimiz bir sıvıya bıraktığımızda yüzüp yüzmeyeceğini önceden söyleyebiliriz, bu ilkeye dayanarak. Daha sonra o cismi o sıvıya bıraktığımızda beklediğimiz gerçekleşirse (yüzer, ya da batarsa), bu bilimsel önermenin doğruluğuna inancımız artar. Çünkü bütün bilimsel önermeler gibi, Arşimet İlkesi de belli durumlarda nelerin olacağını önceden görmemizi sağlar. Beklediklerimiz gerçekleştikçe de doğruluğuna güvenimiz artar.

Günlük yaşamımızı sürdürürken kullandığımız doğrular da belli durumlarda ne yaparsak neler olacağını söyler (tıpkı bilimsel önermeler gibi). Yumurtanın rafadan olabilmesi için, suyun kaynamasından sonra 75 sayıncaya kadar yumurtayı suda bırakmam gerektiğini biliyorsam, yumurtamı yaparken su kaynamaya başladığında ben de saymaya başlarım ve 75’e geldiğimde sudan çıkartırım yumurtamı. Yumurtam sertleşmemişse ve aşırı sulu da değilse eğer, beklediğim gerçekleşmiştir; öyleyse doğrulanmıştır bilgim. Bu bilgiyi kullanmaya devam ederim.
Demek herkes, günlük yaşam sırasında, bilgilerini bilginler gibi, durmadan test etmekte, (beklediklerinin olup olmamasına bakarak) ve beklenenler gerçekleştiği sürece doğru diye kullanmayı sürdürmekte:

Paragmatistlere göre bilgilerimiz araçtır: Eğer amacım rafadan yumurta yemekse; su kadar, ocak kadar, kibrit kadar gereklidir yumurtamı suda 75 sayıncaya kadar tutmam gerektiğini bilmem… Eğer amaç ekmek yemekse; kullandığı pulluk, ekmek pişirmede kullanılan fırın ölçüsünde gereklidir buğdayın ne zaman ekileceğini bilgisi. Bilgilerimiz aletlerimiz kadar gereklidir ve onlar gibi birer araçtır… Aletlerin varlık nedenini anlamak istiyorsak, yaptıkları işlere bakmamız gerekir: Testere tahta kesmesiyle, çekiç çivi çakmasıyla anlamlıdır. İşe yaramak bakımından aletlerden farklı olmayan bilgileri de anlamak istiyorsak, onların da ne işe yaradıklarına bakmamız gerekir, Pragmatistlere göre… Bir Pragmatiste göre testereyle çivi çakmaya kalkışmak ne ölçüde yanlışsa, dini bir çevrede bilginlerin diliyle konuşmak da o ölçüde yanlıştır.

Pragmatizm bir anlam teorisidir ve dilin dil içinde kalarak anlaşılamayacağına inanır: Denenleri ve yazılanları anlamak istiyorsak kimin (ya da kimlerin) hangi durumlarda, ne amaçla kullandıklarına bakmamız gerekir. Pragmatistlere göre bilgleri doğru ve yanlış diye iki öbekte toplamak yanlıştır: Kullanışlılık derecesine göre farklı doğruluk dereceleri vardır. Zamanında ekimini yapan köylünün, beklenmedik hava olayları nedeniyle emeği boşa gidebilir… Bu köylü ekimini ertesi yıl gene uygun zamanında yapacaktır… Beklenmedik atmosfer olaylarının gene sorun yaratacağını bilir, ama gene de zamanında eker… Ertesi gün güneşin doğacağı ölçüsünde kesin değildir ekimle ilgili bilgisi; ama gene de belli ölçüde güvenilir bir bilgidir, ekim zamanıyla ilgili bilgisi…

Yalnızca bilimsel bilgilerle yaşamı yürütmek olanaksız olduğundan doğruluk değeri bilimsel olarak kanıtlanmamış bu tür bilgileri de doğru diye kullanmak zorundayız. Yaşam sırasında kullandığımız bilgilerde, gelecekteki olayları kestirmede bir işe yaramayan düşüncelerde bulunabilir. Onlar toplumsal çevreye, o kişinin kişisel olaylarına bakarak anlaşılabilir: “Ekim şu ayda yapılmalı” önermesi bu dünya ile ilgili olaylarda yol göstermekte; o tarihte yapılmayan ekimin kazançlı olmayacağını söylüyor. Yılların deneyleri, bu önermenin doğruluk derecesini ortaya çıkartacaktır. Ama “O ay kutsanmış ay olduğu için, verim yüksek olur ve bu nedenle ekim, o ayda yapılmalıdır” diyen önerme için ne diyeceğiz.
Bu önermeyi anlamak için de, o ayın kutsal olduğu düşüncesi pratiği nasıl etkilediğine bakılması gerekir… Bu inanç (o ayın kutsal olduğu inancı) fizik dünyada gösterilebilir bir etkiye sahip değil gerçi…

Ama toplum yaşamında şöyle bir durum yaşanabilir: O ayda ekim yapan kimse yalnızca ekim yapmamıştır; ayrıca ekim işi dini bir anlam kazandığı için dini bir gereği de yerine getirmiştir: Ekim yoluyla toplumsallığı yaşamakta, çevresinekilere ve kendisine toplumun değerlerine bağlılığını göstermektedir… Bu çevresindekilerle ilişkisi üzerinde etkili olacaktır kuşkusuz. Ayın kutsal olması bu dünyanın fizik olaylarını etkilemez ama, toplumsal olayları etkiler. Bu nedenle günlük yaşamda kullanılan bilgilerin anlamlarını görmek istiyorsak, bilgilerin toplumsal etkilerine de bakmalıyız…

Bilgilerimizdeki bazı unsurların psikolojik yararları vardır. Bu nedenle denenleri tam anlayabilmemiz için konuşan kimsenin kişiliğini de, doğrusunun onu nasıl etkilediğini de hesaba katmamız gerekir.
Yakın ilişkede olduğumuz kimselerle ilgili doğrularımızda, ilişkiyi bozacak şeylere pek yer verilmeyecektir örnek olarak… İlişkiyi bozmama gayreti, bir çok doğrularımızın tek nedeni olabilir…
Pragmatistlere göre, tartışmaların verimli olmasını istiyorsak, denenlerdeki şu üç şeyi ayırmamız gerekir:

Denelerin yararları: Fizik, Toplumsal ve Kişisel alandaki yararları ortaya çıkarılmalı.